Monthly Archives: Ekim 2011

Zihin Teorisi

The video cannot be shown at the moment. Please try again later.

&

Robert Seyfart, Mind Theory (Zihin Teorisi) adlı kuramı şöyle bir örnekle anlatıyor: Üç yaşındaki çocuğa, Sally ve Anne’in aynı odada bir topla oynadığını, Sally’nin bir ara topu odadaki sepete koyup dışarı çıktığını, Anne’in topu sepetten alıp bir kutuya koyduğunu ve birazdan Sally’nin odaya geri döndüğünü izah edip sorarız; “Sally topu bulmak için nereye bakacak?” Üç yaşındaki çocuk bu soruya; “Kutuya bakacak” diye cevap verecektir, çünkü onun bildiğini Sally de biliyor olmalıdır. Neden böyle düşünür? Çünkü Sally’nin, bizim topun yeriyle ilgili düşündüklerimizden başka bir şey düşündüğünün (yani topun yeri hakkında bizim bildiğimizden farklı bir şey bildiğinin), hiçbir dolaysız fiziksel delili yoktur. Dolayısıyla, üç yaşındaki çocuk için, kendisi topun yeri hakkında ne biliyorsa, Sally de aynı şeyi biliyor olmalıdır. Çocuk ancak belirli bir yaşa (tahminen altı yaşına) geldiğinde, Sally’nin bildiklerinin, kendi bildiklerinden farklı olduğunu idrak edecek, Sally’e kendisininkinden farklı bir zihin atfedecektir.

Kategori: 1. Paragraflar | Leave a comment

“Gerçek yaratıcılar, yıkıntılar üzerine yerleşmeyi kabul edemezler.”

Post-modern dünya, düşüncenin ve edimin ne denli büyük bir entropiye uğradığını gözler önüne serer. Bunu, içinde yaşadığımız zamanı olumsuzlamak anlamında söylemiyorum. Bilim, düşünce paradigmalarını derinden sarsmıştır. İnsani yaşantının geçmişteki ontolojik dayanakları darmadağın olmuştur. Geçtiğimiz yüzyılın başından beri sanatsal dil, batılı sanatçı tarfından yıkıma uğratılmıştır zaten. Sanatçı her zaman derin bir sezgi sonucu, rasyonel düşünceden birkaç adım önden gitmiştir. Hiçbir sanatçı, eserlerinin yozlaşıp yok olacağı inancıyla üretmez; ancak arkaik insanın, düzensizliğin yükselişi karşısındaki tutumunu benimseyebilir: Yeni bir sanat evreni yaratmak için kendi sanatsal dünyasının yıkımına katkıda bulunmak. Kurulu sanat evrenindeki yokoluşa doğru gidiş, bize post-modern dünya karşısında nasıl bir tutum sergileyebileceğimize dair esin kaynağı olabilir: Felsefi düşüncenin ağırbaşlı ve temkinli tutumu karşısında, sanatkârane bir “altın vuruş”. Gerçek yaratıcılar, yıkıntılar üzerine yerleşmeyi kabul edemezler. Zeminin her türlü pislikten arındırılması ve kutsanması, yeni inşa edilecek yapının sürekliliği açısından gereklidir.

Kategori: 1. Paragraflar | Leave a comment